NEREDEN NEREYE

İlk köpeklerim; iki tane Kangal..
Birisi "sakin" diğeri "komando"...
Önce   sakin öldü. 13 yaşında idi. 
Ben seyahatte idim. Günlerce yemeden içmeden  yatmış. 
Döner dönmez yanına gittim, okşadım, sevdim. Kısık gözleriyle uzun uzun baktı bana.. Elimden bir yudum su içti. 
Sonra zor bela kalktı yerinden.  Arka taraflara gitti gözden kayboldu. On dakika sonra yanına gittiğimde ölmüştü.
Sanki vedalaşmak için beni beklemişti. 
...... 
Bir hayvan için göz yaşı dökeceğimi hiç düşünmemiştim. Çok zor geldi bana. 
  O zamanlar İnternet yeni yeni hayatımıza girmişti. 
   Yazdım bir yerlere..  Sordum ;
Nasıl başettiniz bu acıyla?
  Vah vah dediler,  çok üzüldük dediler.. 
Başın sağolsun diyenler oldu. 
Ama hiç biri demedi ki ; bu bir köpek, ömrü zaten bu kadardır. Bunca yıl birbirinizi sevmiş, bir arada olmuşsunuz. Daha ne istiyordun ki? Ne bekliyordun?
Ölümsüz olmasını mı? 
   Halbuki ben acıyı bilirdim. 
Üniversiteyi kazandığı gün  abimi kaybettim. İdolüm, güvencem, bodyguard'ım gitmişti. Ne sopalar yemiştim o gittikten sonra... 
    Zaman  geçti, geçti yıllar, yıllar...
Kimi boşa gitti, kimi doluya.
Köpeği için gözyaşı döken ben şimdi  yetiştirdiğim horozları kesiyorum, pişiriyorum, ikram ediyorum dostlara.  Bu yıl kendi kurbanı mı da kendim keseceğim inşallah. Daha önce de kesmiştim bir kere...  Ama bu sefer farklı.. 
  Beslediğimi, büyüttüğümü  keseceğim. 
 Kurbanı mı kangalımdan daha mı az sevmiştim? 
  Yoo.., hayır, ikisini de çok sevdim. 
O halde ben mi çok değiştim? 
İhtiyarladıkça daha mı zalim oldum? 
Asla... 
Tam tersine zalimliği, zulmü öğrendim. 
"zulm" ün manasını öğrendim. 
Espri yapmıyorum, gerçekten " zulm" ün kelime anlamını öğrendim. 
Ne demekmiş "zulm"? 
 " Bir şeyi olması gerektiği yerden alıp olmaması gereken yere koymak" imiş. 
Saka kuşunu kafese koyup eve sokmakmış. 
Aslanları sirklere tıkmakmış. 
Tavukları, inekleri gökyüzüne mahrum bırakmakmış. 
Suriyelileri yurtlarından çıkartmakmış. 
Gençleri ekran başına mıhlamakmış. 
......... 
Bunları bilmiyordum, öğreten de olmadı. 
Taa ki "Kitab" ı okuyana kadar. 
..... 
Artık karar verdim;
Okuyacaksan " O Kitab" ı oku.. 
Köle olacaksan "O" na köle ol... 
"O" efendilerin en "merhametli"si... 
En "şefkatli" si... 
"O" nun "Kitab"ı tüm kitapların anası... 
...... 
Okudukça öğrenmeye başladım "her şeyi kendi yerine" koymayı... 
Sakin Kangal kendi yerine, 
Kurbanım  kendi yerine.. 
Anam babam kendi yerine.. 
Peygamberim kendi yerine... 
"O"    ?? 
"O"   Her yerde. 
Her şeyden yakın, hep yakın... 
Şükürler olsun. 
............
İsmail Ezgü  27 mayıs 2020