İYİLİK YAPTIK , OLDU MU?

 
Bazen övünürüz yaptığımız iyiliklerle... 
Acaba bizim iyilik diye yolladıklarımız karşıya aynen düşündüğümüz gibi varıyor mu?
    İşte size örnekler;
Meşhur 2001 krizinden çok kısa bir süre önce. 
Ekonomik kriz ucunu göstermiş,  Demirbank krizi piyasayı vurmuş, gecelik faizler binlerle ifade ediliyor. Gençlere nasıl anlatalım  gecelik faizin  yüzde 7 bin olduğu günleri...
En iyisi 
"Hürriyet gazetesinden  o güne ait bir haber başlığı vereyim de durumun vehametini anlayalım :
 
" Merkez Bankası'nın faiz oranı yıllık bileşik faiz olarak yüzde 19 bin 523' e denk gelerek bir rekora imza attı."
................
Bu zor günlerde işçilerimin maaşlarını ödeyebilmek için  arabamı satmaya karar vermiştim. Yakın arkadaşıma bu sıkıntımı  anlattım. 
 
Arabanı satma, ne kadar lazımsa vereyim dedi. Bu kriz ortamında kimse kimseye selam vermezken arkadaşım gerçek arkadaşlığın ne demek olduğunu ispatlamıştı.
 
O zamanlar avro yok, mark var. Arkadaşım bana bir miktar mark verdi ve ben o günkü sıkıntımı atlattım. Tabi ki mark ile borçlandım. Mark olarak geri vereceğim.
 
Bir iki ay geçti şubat 2001 krizi geldi. Meğer öncekiler kriz değilmiş. Bu kriz sildi süpürdü bizi. Özellikle bizim gibi imalatçı kesim mahvoldu. Baktık durum ümitsiz;  arabayı satalım artık çare yok dedik.
 
Piyasa berbat olmuş. 
Geçen sefer arabamı satsaydım 25 bin mark ediyordu. Şimdi sattım 13 bin mark etti.
Geçen sefer satsaydım hem arkadaşıma borçlanmayacaktım hem de elime geçecek 25 bin markın yaklaşık yarısı o anki ihtiyacımı giderecekti elimde de 12 bin mark kalacaktı. 
 
Arkadaşa olan döviz borcum duruyor, araba da gitti, sorunlar ise bitmedi.
Can dostum en samimi duygularla bana yardım etti ama kısmet olmayınca olmuyor işte. .. sonuçta arabayı satmakta geç kaldığım için problemler daha da büyüdü.
 
Kısmet böyleymiş.
O bana iyilik yaptı ama sonuç istediğimiz gibi olmadı maalesef. .
.............
Aşağıdaki de bir başka kriz örneği:
Aynı dönemde bir akrabam Avcılar'daki evini sattı. O kadar ısrar ettim satmasın diye...
Yaşadığımız büyük 1999 depreminden sonra bir türlü rahat edemedi Avcılar'da. Evi hasar görmemişti ama bir türlü rahat uyuyamadı 
Ne kadar beklemesini tavsiye etsek de işe yaramadı. Bir miktar  borcu da varmış. 
  Kelepir sayılacak bir fiyata sattı. Parasını aldı ama tapuda sorun çıkmış.  Tapuyu devredemedi. Noterde sözleşme yapıp tapuyu sonraya bıraktılar.
 
Bu sefer yine bana geldi; bu sefer de ben bu parayı nasıl değerlendireyim diye soruyor.
Borcunu ödemiş  ama artan para yine ciddi bir rakam
2001 ocak ayında  aklıma gelen tek yatırım döviz oldu.
Git dedim döviz al,  yatır bankaya.
Bu sefer dediğimi yaptı.
Bir ay oldu olmadı bizim meşhur 2001 subat krizi patladı. 
Bizim akraba zevkten dörtköşe.
Döviz fiyatı üç katına çıkmış. 
Bu kadarla da kalmadı. 
Avcılar'daki dairenin  tapu işinde sorun giderilememiş, İstanbul un çoğunda olduğu gibi imarsız bina; iskân,  kat mülkiyeti vs.hepsi sorun...
Alan kişi parasını geri istiyor, bizim akraba parayı iade ediyor, tabi ki tl olarak kaç para aldıysa aynen geri veriyor.
Bana geldiğinde hem çok mutlu hem de çok şaşkın idi.
Borcunu ödedi,  ev yerinde duruyor,  cepte de hâlâ önemli miktarda döviz var. Nasıl olduğunu pek anlamamış gibi ama tüm sorunlar halloldu. 
   Bizi batıran kriz onun şansı olmuştu.
Allah ın takdiri..
Bu işler biraz da kısmet ve nasip işi.
Kimini eksilterek kimini artırarak imtihan ederiz demişti Allah.
Ondan gelen başım üzre.. Bizden razı olsun  yeter.