2016 - 4 AYVALIK - DİDİM

17 Haziran 2016 POYRAZADA- CUNDA- AYVALIK– ÇIPLAKADA

Sabah kalkar kalkmaz arızalı motorla ilgilenmeye başlıyorum. Havuzluktaki seyyar masamız benim küçük atölyem oldu. Motoru inceleyip soruna teşhis koymaya çalışacağım. Öğle vakti yaklaştı ve ben henüz kesin bir şey elde edemedim. Üst kısımdaki elektronik devrede herhangi bir yanık patlama vs. görünmüyor. Sorun motorun olduğu alt kısımda. Bu alt kısımda oluşan arıza nedeniyle meydana çıkan yüksek basınç üst kapakları yerinden kopartmış ve fırlatmış.

Bu arızanın nedeni motora giren su olabilir. Henüz bir yılını doldurmamış böyle pahalı bir motorda böyle saçma bir arıza nasıl oluşabilir aklım almıyor.

Bugün cuma ve ben cuma namazı için cunda adasına ulaşmaya çalışacağım. Hemen yola çıkıyoruz.

Çok şükür amaçladığım gibi cuma namazını cunda adasının sahilindeki tarihi camide kılıp ardından arızalı motoru kargoya vermek üzere Ayvalık'a doğru yola çıkıyoruz.

Kargoyu teslim ettikten sonra körfezden çıkıp güneydeki Çıplakada'ya gidiyoruz. İftar saati de yaklaştı. Bu akşam çıplakada'da kalacağız.

Issız yerlerde kalmak ikimizin de hoşuna gidiyor. Çok kalabalık ve gürültülü yerler bizi sarmıyor hiç.

----------------------------------------------

18 Haziran 2016 AYVALIK– (ÇIPLAKADA) - KARABURUN

Sabah 7.30 gibi yola çıkıyoruz. Deniz çarşaf gibi. Umarız akşama kadar böyle devam eder.

Problemsiz ve sakin bir seyahat sonrası akşam 18.30 gibi Karaburun yeni limana (Tepeboz) ulaştık.

Liman girişinde sol tarafa demir atmaya çalışırken sağdaki mendirek ucundan bir beyefendi bizi sağ tarafa bağlanmaya davet etti. Beyefendi tabirini özellikle kullandım çünkü limanlarda duymaya alışık olmadığımız bir şekilde nazik konuşan benim yaşlarımda bir beyefendi idi. Su ürünleri kooperatifi başkanı imiş. Kendisine buradan da çok teşekkür ediyoruz.Teknemizi uzun zamandır kullanılmadığı belli olan büyükçe bir balıkçı teknesine borda ettik.Böylece sahile çıkmamız ve ihtiyaçlarımızı karşılamamız çok kolay oldu.

Yandaki tekne bizden yüksek olduğu için bundan istifade ederek güneş panellerimin kontrolunu da merdivene gerek olmadan rahatça yapabildim.

Akşam iftarımızı limanını dibindeki sahil lokantasında yaptık. Bize  yakın olan daha güzel görünen bir lokantada toplu iftar programı vardı. Gönlümden geçen o kalabalığa karışıp birlikte iftar yapmak idi. Büyük bir ihtimalle iftar sahibi de bundan memnun olurdu. Fakat bendeki medeni cesaretsizlik ya da beleş şeylerden uzak durma isteği  ya da  tatsız bir durumla karşılaşma ihtimali  vs. vs.  adına ne dersek diyelim; bu kalabalığa karışamadık ve uzaktaki lokantada çok sayıda kedi ile beraber tek başımıza iftar yaptık. Oruçlu olduğumuzu öğrenen lokanta çalışanı ya da sahibi bayan bize ikram olarak çorba  sundu. Bu da yemeğimize güzellik kattı.

---------------------------

19 Haziran 2016 KARABURUN - ALAÇATI

Sabah 7.30 da Karaburun Tepeboz limanından demir aldık.

Akşam üstü 17.30 gibi Alaçatı körfezinin girişine sol tarafa demir attık.

Son saatlerde rüzgar şiddetini oldukça artırdığı için körfezin iç kısımlarına gidemedik. Alaçatının meşhur rüzgarı tam karşıdan geliyor ve bizi çok yavaşlatıyordu. Bana kalsa biraz daha giderdim fakat eşim dalgalı havalarda tedirgin oluyor. Bu nedenle güvenli bulduğumuz yere demir atıyoruz. Etrafımızda toprağın rengi bembeyaz. Çok güzel bir manzara. Sanki kireç ocağının ortasındayız.

Hemen yakınımızda büyük bir inşaat var. Sanırım büyük bir otel olacak. Sahillerde bu kadar iri ve sevimsiz tesisler yapılması birileri için kârlı olabilir ama toplum için, çevre için, dünya için iyi olup olmadığı üzerine kafa yormak lazım... Bir diğer sorun da otel yapılan sahillerin otel müşterisi dışında herkese kapalı olması. Kanunlar her ne kadar “sahiller herkese açıktır” dese de pratikte hiç bir otelin önüne dışarıdan giremiyoruz. Ne karadan ne de denizden.. Sanki oralar yasak bölge. Özellikle bodrum yarımadası böyle.







-------------------------------

20 Haziran 2016 ALAÇATI - KUŞADASI

Sabah 7 de Alaçatı'dan demir aldık. Nisbeten sakin bir havada başlayan seyahatimiz öğleye doğru artan rüzgar ve dalgalarla devam etti. Saat 14 civarında Doğanbey burnunu geçtik. Akşama doğru Kuşadasına vardık. Kalenin sağ tarafındaki koya demir attık.

Genellikle hergün yaşadığımız meteorolojik tablo bugün de tekrarlandı. Öğleden sonra kuvvetli rüzgar ve dalgalar eşliğinde seyahatimizin bu etabını tamamladık. Bu nedenle hedefe varışımızda genellikle yorgun oluyoruz.

Akşam kalenin aydınlatma ışıklarını ve içeriye doğru uzanan şehrin  renkli ışıklarını seyrederek çabucak gelen uykuma erkenden yenik düşüyorum.

---------------------------------------------------

21 Haziran 2016 KUŞADASI – DİDİM

Sabah 7 de Kuşadası'ndan demir aldık.

Saat 10 civarı Kuşadası milli park burnunu döndük. Milli parkın karşısında 1 mil kadarlık bir mesafede Yunan adası var. İnsan düşünmeden edemiyor, yüzülerek gidilebilecek mesafedeki bu ada hangi akla hizmet Yunanistan'a bırakılmış. Lozan nasıl bir zafer ki Anadolu'nun doğal uzantısı olduğunu çocukların dahi anlayabileceği bu adaları ellerimizle onlara hediye ettik.Şimdi ise 6 mil 12 mil kavgası yapıyoruz. Kardak denen üstünde ot dahi olmayan kayalıklar için çekilen sıkıntıları hatırlarız. Neredeyse İstanbuldan yola çıkan gemilerimiz Yunanistan'dan izin almadan İzmir'e gidemiyecek.

Bu duygularla burnu dönüp Didim'e yöneldik. Saat 18 gibi Altınkum sahiline demirledik. Burada yelken kulübü işleten bir arkadaşla buluşacağız. Biraz sonra onunla irtibat sağlayıp teknemizi biraz geride kalan yelken kulübünün iskelesi yakınına demirledik.

Bu akşam burada kalacağız.

Etrafımızda yelken eğitimi almakta olan minikleri seyretmek çok keyifli oluyor.

Arkadaşımızla buluştuktan sonra alışveriş için sahile çıktık. Biz marketlerin olduğu bölgeye ulaşıncaya kadar iftar saati de yaklaşmış oldu. Etrafta iftar yapabileceğimiz uygun bir lokanta arıyoruz fakat uygun bir yer bulamadık. Sadece barların yoğun olduğu sokaktaki içkili ve gürültülü barlar var. Sonunda bir seyyar satıcıya sorduk ama o da etrafta lokanta benzeri bir yer olmadığını söyledi, fakat yakın bir tatil sitesinin içinde tabldot benzeri bir yer varmış, orayı deneyelim dedik. Gerçekten dışarıya tamamen kapalı görünen bir yazlık sitenin girişindeki güvenlik personeline soruyoruz, içerde havuz kenarında kafeterya/bar şeklinde bir yer varmış. Orada yemek yiyebileceğimizi söyledi. Bizim için ilginç ve keyifli bir yemek idi. Bir barda iftar yapmak bizim için güzel bir hatıra oldu.

Yemekten sonra alışverişimizi yapıp ellerimizde çok sayıda poşet ile tekneye dönüyoruz. Sırada su ihtiyacımızı karşılama işi var. Arkadaşımızın tesisinden kolayca su kaplarımızı dolduruyoruz.

Teknedeki en önemli faktörlerden birisi su bulabilmek. Her gittiğimiz yerde su kaynaklarını araştırmak bizim ilk işimiz oluyor genellikle...

Didim çok güzel ve yoğun bir yer fakat arkadaşımızın bir uyarısı bizim için şaşırtıcı oldu. Gece botu tekneye almamızı tavsiye etti. Geceleri bot hırsızlıkları oluyormuş. Çalamazlarsa da botları delip zarar veriyorlarmış. İstanbul'da olsa pek şaşırmayız ama böyle nezih bir tatil beldesinde gerçekten üzücü bir durum, fakat gerçek bu.. Botumuzu yukarı alıp ondan sonra uykuya geçiyoruz.