2016 - 3 HOŞKÖY - AYVALIK

13 Haziran 2016 HOŞKÖY- LAPSEKİ



Sabah 5.30 da Hoşköy'den ayrılıyoruz. Bugün hava güzel fakat yarın yağışlı ve rüzgarlı olması bekleniyor. Muhtemelen bu akşam vardığımız yerde fazladan bir gün daha kalmak zorunda olacağız.Rüzgar genellikle karşımızdan geliyor fakat çok şiddetli değil. Güneşli bir gün olacağı için inşallah oldukça uzun mesafe katedebileceğiz.

Yolda yine yunuslar bize eşlik ediyorlar.

Çok şükür yolda hiç bir olumsuzluk yaşamadan saat 14 te Lapseki limanına giriyoruz. Bu liman boğazdan geçerken hiç dikkat çekmiyecek şekilde gizli bir köşeye inşa edilmiş. Çok dikkat edilmezse hiç görülmüyor.Liman içi çok rahat. Sığ olduğu için sanırım; hiç büyük tekne yok. Bizim için son derece uygun bir liman.

Demirledikten sonra küçük bir tekne yanımıza yanaştı.Teknedeki delikanlı halimizi hatırımızı sorup bir ihtiyacımız olursa karşıdaki barakada olacağını söyledi. Doğrusu çok hoşumuza gitti. Hem teknemizi merak etmiş hem de selam vermek istemiş. Selam verenleri çok olur inşallah.

İftar yaklaşırken eşim yemek hazırlıklarını tamamlıyor ve güneşin batışında oluşan nefis renkli görüntüleri fotoğraflayıp arkadaşlara gönderiyor. Gerçekten renkler göz alıcı. Fakat biliyoruz ki bu nefis renkler gelecek kötü havanın habercisi.

Gece rüzgar oldukça kuvvetlendi. Fakat yerimiz iyi. Rahat bir gece geçiriyoruz. 

---------------------------------

14 Haziran 2016 LAPSEKİ



Sabah uyandığımızda deniz süt liman. Fakat meteorolojiden biliyoruz ki biraz sonra beklenilen rüzgar ve yağış gelecek. Bugün hava tamamen bulutlu geçecek. Bu nedenle yola çıkmayıp bugünü de Lapseki'de geçireceğiz.

4 günlük yorgunluktan sonra bu mola bana çok iyi geldi. Bugün hem dinlenmeyi hem de çarşıya çıkıp alışveriş yapmayı planlıyoruz.Öğleye doğru botla kıyıya çıkıp çarşı yönünde yürüyüşe başlıyoruz. Aniden bardaktan boşanırcasına sağanak yağmur bastırıyor fakat biz hazırlıklıyız, yağmurluklar üzerimizde.

5 dakikalık yürüyüş sonrası feribot iskelesine ulaşıyoruz. Buradan kalkan feribotlar Gelibolu'ya gidiyorlar.İskeleden sonra şehir başlıyor.İçeriye giden sokaklardan birisine dalarak merkeze ulaşmayı düşünüyoruz.Etrafta alışveriş yapabileceğimiz dükkanlara ulaşınca bir miktar alışveriş yapıyoruz . Geri dönmeyi düşünürken semt pazarını farkediyoruz.Bugün Lapseki'nin pazarı imiş. Eşim taze sebze ve meyvelerden taşıyabileceğimiz ve koruyabileceğimiz kadar alıyor. Birazcık alışveriş yapalım derken ikimizinde elleri poşetlerle dolu olarak yavaş yavaş limana doğru yürümeye başlıyoruz. Dönüşte de yağış devam etti fakat biraz önceki kadar şiddetli değildi.Bu yürüyüş bize çok iyi geldi. Teknede dar alanda bu yürüyüşlere hasret kalıyoruz.

Akşam saatlerinde yağış durdu ve hava sakinledi. Yarınki güzel hava şimdiden kendini göstermeye başladı. İnşallah yarın Çanakkale boğazını geçeceğiz.

Gecemiz sakin ve huzurlu geçti. Lapseki limanının sükûneti bize çok iyi geldi.

Orucun etkisi herhalde; erkenden uyuklamaya başlıyorum. Eşim benden iyi. Ben erkenden uyuyorum. Hani derler ya; tavuklarla yatıp, horozlarla kalkmak diye... Ben öyleyim işte.

--------------------------------

15 Haziran 2016 LAPSEKİ-BOZCAADA

Sabah 6 da lapsekiden yola çıkıyoruz. Hava ve deniz çok sakin.

Boğazın sol kıyısını takip etmeye karar verdik.

Çanakkale boğazını sorunsuz geçiyoruz.

Geçen yılki seyahatimizde sığlıklardan çok çekmiştik. Sık sık salmayı dibe vurmuştuk. Bu seferimizde bu riski azaltmak için derinlik ölçme cihazı almak istedik fakat adı “derinlik ölçme cihazı “ olan aletler çok pahalı geldi bize. Biz de internetteki bazı sitelerde tavsiye edilen “balık bulucu cihaz” satın aldık. Fiyatı 500 TL civarı olan bu alet balıkları göstermek yanında derinlik te gösteriyor ve sığlık alarmı da verebiliyor. Örneğin aleti 5 mt ye ayarladığımızda derinlikl 5 mt nin altına düştüğünde sesli ve görsel alarm vererek bizi uyandırıyor.

Bu alet çok işimize yaradı. Demir atacağımız yerlerde de bize çok faydalı oldu.

Çanakkale boğazından çıkıp güneye dönünce kıyıdan oldukça uzak gidiyoruz. Artık Ege'de olduğumuz dalgalardan belli. Bizi oldukça sallıyor. Epeyce sallanmamıza rağmen herhangi bir sorun yaşamadan saat 16.30 gibi Bozcaada'ya ulaştık. Limanın kuzeyinde kalenin hemen arkasındaki plaja demir attık. Burası bizim için çok keyifli bir yer oldu. Sahil ve çarşı yakın. Temiz olan denizde yüzüp serinledik.

İftardan önce botla sahile çıkıp marketten içme suyu ve diğer ihtiyaçları aldım. Akşam eşimle kıyıya çıkıp çarşıda gezinti yapıyoruz.

Dondurma yemek ikimiz için de ayrı bir zevk. İkimiz de tatlıyı seviyoruz ama dikkat etmek zorundayız. Genelde sütlü tatlılar favorimiz. Meselâ ben her dînî bayramda sütlâç sayesinde 4 günde 4 kg alıyorum. Daha sonra 2 ay geri vermeye çalışıyorum.Bu nedenle tüm tatlılardan uzak durmaya çalışıyoruz fakat dondurmaya gelince frenlerimiz tutmuyor. Denizde akşam yürüyüşü ve dondurma keyfi bizim için apayrı bir lüks. Bizim lüksümüz de bu kadar işte...

-----------------------------
16 Haziran 2016 BOZCAADA – (poyraz adası)- AYVALIK

Sabah 6 da Bozcaada'dan ayrılıyoruz.

Deniz süt liman.

Saat 9 gibi Babakale'ye yaklaşırken sahil güvenlik botu bizi durdurdu.Oldukça irikıyım bir bot bize bordaladı. Kaptan Ersin komutan Bozcaada ekibindenmiş. Sırf meraktan bizi durdurduğunu söyledi. Çok nazik ve insancıl bir asker. Teknemize davet ettik. Çok ilgilendi. Ben de kısa sürede verebileceğim teknik bilgileri aktardım. Çok beğendiğini söyleyerek bizleri tebrik etti. Bize çikolata ve keklerden oluşan ikramlıklar sundular.

Bu davranışlar bizi onore etti ve ordumuza olan sevgimizi daha da artırdı. Dönüşte bizi Bozcaada'ya davet etti. Dönüşte inşaalah ziyaret etmek istiyoruz.

Müsaade alarak onları videoya kaydettik. Ersin komutanın botu sahil güvenliğin en hızlısı imiş. Saatte 56 mil hız yapabiliyor. Yani 100 km hızla giden bir otomobil gibi. Arkasından havaya fırlattığı suyun boyu neredeyse teknenin boyunun 3 katı. Denizde müthiş bir görüntü oluşturuyor. Allah yardımcıları olsun.

Sahil güvenlik ayrılalı 5 dakika olmuştuki aniden iki motorumuzdan birisi sustu.Hava güzel olduğu için rahatça durup motoru inceledim.

Çok ilginç bir arıza metdana gelmişti. Motorun üst kısmındaki iki kapak da havaya kalkmış ve kısmen parçalanmıştı.Anlaşışıyordu ki motorun alt kısmından yukarı doğru müthiş bir basınç oluşmuş ve kapakları fırlatmıştı.Bu arada 100 A lik sigorta da atmıştı. Bozuk motoru havuzluğa alıp tek motorla yolumuza devam ettik. Bu arıza hızımızı %20 kadar azalttı ve ön lastiği patlak otomobil gibi tekneyi sürekli sola çekmeye çalışıyor. Ben de mecburen dümeni sürekli sağa bastırmak zorunda kalıyorum. Teknemiz sola kolayca dönüyor fakat sağa dönmemek için direniyor.

Behramkale açıklarında rüzgar iyice şiddetlendi ve dalgalar sarsmaya başladı.

Motor arızası ile ilgili satın aldığımız firmayla irtibata geçiyoruz ve servis elemanına durumu anlatmaya çalışıyorum fakat o da bir yorum yapamıyor. İlk fırsatta motoru inceleyip teşhis koymaya çalışacağım.

Bu arızanın tedirginliği ile Ayvalık adalarından birisi olan Poyraz adası'na saat 18 gibi ulaşıp demirliyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi bizi poyraz rüzgarından koruyarak sakin bir ortam sunuyor.

Motorla daha sonra ilgilenmeye karar verip kendimi serin sulara bırakıyorum. Sahile çıktığımızda kıyılarda göçmenlerin ardında kalan çok sayıda can yeleği, şambiyel vb. malzemeler var. İlaveten bol miktarda çöp. Bu ıssız ada bile kirlilikten fazlasıyla nasibini almış.

İftardan önce bozuk motora bir göz attım fakat arıza ciddi görünüyor. Artık yarın devam edip birşeyler yapmaya çalışacağım.

Bu moral bozucu şartlarda bile erkenden uykuya dalıyorum.

Sabah ola hayrola...