19 ağustos 2015
Sabah gün ağarırken Assos tan ayrıldık. Sabahleyin sahiller sessizdi. Göçmenler gece gidebildi mi bilmiyoruz. Biz yola çıkan tekne veya bot görmedik. Sabaha karşı havuzlukta biraz kestirmişiz. Belki o ara gitmiş olabilirler.
Ayvalık adalarına yaklaştık. Rüzgar poyrazdan biraz kuvvetlice esiyor. İlk ulaştığımız adanın sakin bir koyuna demir attık. Deniz pırıl pırıl. Şimdi tatilin tadını almaya başladık.
Sahilde ilginç bir mağara var. Girişi deniz seviyesinden en fazla 20-30 cm yüksekte ve ancak eğilerek girilebilecek kadar, girişin genişliği ise 1,5 mt gibi. İçerisi oldukça derin. Dibini göremedik. Dibe doğru seviyesi azalıyor. En dipte göl olabilir. Deniz içeriye epeyce çöp doldurmuş.
Bu iki saatlik mola bize çok iyi geldi.
Buradan sonra Cunda adası ile Pınar adası arasındaki kanaldan geçip Körfezin iç kısmında Namık Kemal'e demir atmayı düşünüyoruz.
Bizim karaya oturma kaderimiz henüz bitmemiş. Kanala girerken sağımızdan gelmekte olan irice bir motor yat birden durdu.. Biz onlara bakıp ne olduğunu anlamaya çalışırken biz de dibe oturduk. Hem salma hem de dümen palalarımız dibe saplanmış. Diğer tekne kalabalık olan yolcularını denize indirip yükselerek kurtulmaya çalışıyor.
Biz ise salmayı bir türlü çekemiyoruz. Kötü sıkışmış.
Palet, gözlük, şnorkel takıp teknenin altına giriyorum.
Denizin altı çok ilginç. Çizgiler halinde yükseltiler var ve üzerleri midye kaplı. Ayağımda paletler olmasa tabanlarımda çok sayıda kesik olabilirdi. Yaklaşık yarım saatlik deniz altı uğraşısı ve ellerde birkaç midye kesiği ile ite ite tekneyi kurtardım ve salmayı kanal sonuna kadar tekrar indirmeksizin dört gözle zemini kontrol ederek çok yavaş bir şekilde yola devam ettik. Bir daha da buradan geçmemeye karar verdik.
Ayvalık körfezinin girişindeki büyük kanal çok sayıda fenerle işaretlenmiş.Bu kanaldan midilliye çalışan feribotlar ve büyük gezi tekneleri geçtiği için bu fenerler çok önemli. Çünkü acaip sığlıklar var. 50 mt dıştan gitseniz kuma oturma ihtimali var. Burada fener ve işaretlere uymak şart.
Namık Kemal e vardık. Önce limana bir göz atalım dedik. Fakat çok yoğun ve kirli bir yer.
Liman girişinde sağda sahil güvenlik botları, daha sonra yatlar, yelkenliler ve balıkçı tekneleri. İlaveten bir de tersane benzeri tesisler var. Bunlar bir araya gelince memleketimizde kirlilik kaçınılmaz oluyor nedense...
Limandan ayrılıp biraz ileride sahile çok yaklaşmadan küçük çapayı attık. Sahile çıkabilirsek su ve market ihtiyaçlarımızı karşılayacağız. Karşımızda bir semazen heykeli ve yanında da bir çeşme var. Bu çok hoşumuza gitti. İnşallah musluklarından su akıyordur. Geçmişte yaptığımız karavan tatillerinden biliyoruz ki çeşme bir nimettir. Bozburun sahilindeki çeşmeyi hâlâ hatırlarız. Gerçekten büyük nimet...
Namık Kemal deki bu çeşmenin sadece bir musluğu çalışıyor . Bu bizim için yeterli.
Allah yaptırandan, kollayandan razı olsun.
Demir atalı bir saat kadar oldu olmadı; sahilden birisi bize nazikçe seslendi. Çapamızın dipteki karamürsellere(?) takılmış olabileceğini, kontrol etmemizin iyi olacağını, hatta sorun varsa şimdiden çaresine bakmamın iyi olacağını söyledi.
Etrafta boş duran tonozlar var fakat hepsi sahipli imiş. Biraz sonra tekneler geziden dönünce buralar dolarmış. Bir an önce çapaya bakmam gerçekten iyi oldu.
Karamürselin ne olduğunu da mutlaka öğrenmeliyim. Herhalde özel bir tonoz alt yapı sistemi olmalı.
Çapayı çekmeye çalıştım fakat gelmiyor. Arkadaş haklı çıktı. Bizim çapa birşeylere takılmış. Allah tan küçük çapayı atmıştım. Su temiz değil ve oldukça bulanık. Mecburen dalacağım.
Derinlik te az değil , 7-8 mt olabilir. Eskiden rahat dalardım fakat son yıllarda kulak problemlerim ortaya çıktı. Dikkatli olmam lazım.
Şansımı denemek üzere palet ve gözlükle daldım. Zor belâ dibe vardım. Allah yardım etti ilk seferde çapayı görebildim. Bizim şemsiye çapa hem kalın bir halata hem de çok kalın bir zincire takılmış. Ancak 8-10 sn uğraşabildim. Halatı kurtardım, zinciri kurtarabildim mi bilmiyorum. Su bulanık , rahat göremiyorum. Nefes sona yaklaştı, mecburen yukarı çıktım. Eşim tedirgin şekilde beni izlemeye çalışıyor.
Yukardan çapa halatına asıldım , geliyordu. Çok şükür kolayca kurtardık. Tek dalışta halledemesem bir kaç kere dalmak beni zorlardı.
Sahildeki arkadaş beni tebrik etti, iyi hallettiğimi söyledi. İlaveten; yanımızda boş duran bidonlu tonoza kısa süreli bağlanabileceğimizi söyledi.
Bir saat kadar sonra lüks bir gezi yatı yanımıza yanaştı ve tonozun kendilerine ait olduğunu ve boşaltmamızı söyledi. Biz tamam deyip ipi çözerken “ ne kadar kalacaksınız “ diye sordu. Bir gece deyince “ öyleyse bu gecelik tonoza bağlı kalabilirsiniz “ dedi. Doğrusu memnun olduk. İyice yorulmuştum. Akşam yaklaşmıştı. Yeni bir yer arama, bağlanma ve oradan da kovulma ihtimali canımı sıkmıştı. Hiç olmazsa bu gecelik rahat edecektik.
İstanbuldan yola çıkalı 8 gün olmuştu. Motor arızası olmasa bu süre 7 gün olabilirdi. Panellerimizdeki sorun da olmasa 1-2 gün daha kısalabilirmiş. Fakat şuna şükretmeliyiz ki; hava ve güneş şartları adeta bize hediye gibiydi. Çok şükür...
--------------------------------
21 ağustos 2015
Bugün hava güzel. Çevre adaları gezmeyi planlıyoruz. Önce Türkiyenin “ilk boğaz köprüsü”nün altından geçeceğiz. Bu tabiri internetteki bir fotoğrafta görmüştüm. Köprünün başına konulan tabelada bu köprünün Türkiyenin ilk boğaz köprüsü olduğu yazıyordu.
Ayvalık körfezinden kuzey yönünde altından geçiş imkânı veren bu köprü normal bir beton köprü. Asma köprü değil. Bu yolla Cunda ( Ali Bey) adasına araç geçişi sağlanmış.
Köprü altından geçerken işaretlere dikkat edilmeli. Tehlikeli olabilecek sığlıklar var.
Köprü altından geçip kuzeye doğru giderek “kara ada”ya ve “balık adası”na ulaştık. Birkaç uygun koyda demir atıp denize girdik. Su çok temiz. Berrak olan suya dalınca ; gözlükle 20-30 mt ilerisini rahatlıkla görebiliyorum. Bizden sonra başka tekneler de geldi. Gerçekten deniz keyfi yapmak için çok uygun yerler.
Akşama doğru tekrar köprü altından geçerek Ayvalık körfezine girdik. Körfezde suyun rengi açık yeşil; dışarıda ise denizin rengi koyu çivit mavi idi. Körfez içi denize girmek için pek uygun görünmüyor. Heryerde olan çöp sorunu körfez içinde daha da yoğun.
Demirlemek için körfezin güney tarafındaki koylardan birisini düşünüyorum.
Daha önceden internet üzerinden yaptığım araştırmalarla buradaki uygun koyları belirlemiştim.
Adalardan ayrıldıktan sonra poyraz şiddetini artırdı. Körfez içinde dahi oldukça etkili rüzgar var.
Setur marinanın önünden geçip güneye doğru devam ediyoruz.
Marinadan çıkan İtalyan bayraklı yelkenli de bizimle aynı istikamette gidiyor. Onlar da bizim gibi düşünmüşler. Bizden biraz önce koya demirlediler. Biz de onların biraz ilerisine ,sahile biraz daha yakına demir attık. Bu arada hava da iyice karardı. Fakat yerimiz çok güzel, dalga yok, rüzgar az...
-----------------------------------------------
22 ağustos 2015
Sabahleyin hava biraz sakinlemişti. Kahvaltıdan sonra çevredeki koyları gezmeyi düşünüyoruz.
Bu koylardan birisinde evvelki karavan tatilimizde de kalmıştık. Orayı bir de denizden görmek istiyoruz.
Körfezin en güneyindeki koyları dolaştık. Sakin bir koyda denize girip ortamın tadını çıkarttık. Körfez dışındaki adaların temiz suyundan sonra bu koyların suyu bize temiz görünmemeye başladı.
Akşam üzeri demirlemek için dün akşam kaldığımız koydan biraz uzaktaki bir koyu seçip demir attık. Ayrıca sahildeki bir ağaca da bağlandık. Fakat ilerleyen saatlerde yanlış yer seçimi yaptığımızı anladık. Bulunduğumuz yer kuzeye açıktı ve aniden kuvvetlenen poyraz bizi tüm gece tedirgin etti.
Dalgalar ve rüzgar sürekli yandan geliyor ve bizi sarsıyordu. Kuvvetli rüzgar altındayız ve acemiliğimin verdiği korkaklıkla karanlıkta demir alıp teknenin burnunu rüzgara çevirmeye cesaret edemiyorum. Halat boylarıyla oynayarak tekneyi biraz düzeltmeye çalıştım fakat çok az işe yaradı.
Keşke karşı koylardan birisini tercih etseydik... Dedim ya.. Acemilik. Öğreneceğimiz daha çok şey var.
-------------------------------------