2015-3 KUMBAĞ- ASSOS


15 ağustos 2015

Sabah erken demir alıp biraz ilerde güzel bir koy bulup kahvaltımızı orada yapmayı düşündük.

Yanaştığımız kıyı ağaçlık güzel bir yer idi. Fakat solugan dalgalar epeyce iri olduğu için çok rahat edemedik. Kahvaltımızı tamamlayıp denize giremeden yola devam ettik.

Rüzgar ve güneş çok uygun. Akıntı da lehimize oluyor genellikle.

Her gün yola çıkarken kendimize üç hedef belirliyoruz. Yakın – orta - uzun hedefler.

Bu günkü ilk hedef Biga nın kemer köyü, ikincisi şevketiye köyü üçüncüsü ise Çanakkaleye bağlı Çardak.

Her şey olumlu gitti; akşama doğru Çardak a demirledik. Dün kısa mesafe yapıp artan zamanda akülerimizi doldurabildiğimiz için bugün oldukça uzun yol aldık.

----------------------------------------------------

16 ağustos 2015

Sabah 9 da çardak tan demir aldık. Boğazın sol tarafından gitmeyi tercih ettik. Fakat boğaz bitince anladık ki bu tercihimiz pek isabetli olmamış.

İlk sebep; ters akıntılar nedeniyle ana akıntının bize sağlayacağı avantajı iyi kullanamadık. Avrupa yakasından gitseydik ana akıntı bize arkadan iyi bir destek olacaktı. Acemilik burada kendini gösterdi sanırım...

İkinci sebep ise; Ege den Marmaray a çıkan biraz ufak gemiler veya boş olan büyük gemiler sanırım ters akıntıdan faydalanmak için Anadolu sahiline yakın gitmeyi tercih ediyorlar, körfezlerde düz gitmek yerine adeta sahili takip eden bir yay çiziyorlar. Bu durumda bu gemiler hep üstümüze üstümüze geliyorlar gibi bir durum ortaya çıkıyor. Biz de korkudan sahile daha fazla yanaşınca ters akıntıyı karşımıza almış oluyoruz.

Akşama doğru Ege ye çıkıp Yeniköy balıkçı barınağına giriyoruz.

Buraya ulaşıncaya kadar birkaç kere daha salmayı dibe sürtmekten kurtulamadım.

-----------------------------------------------------

17 ağustos 2015

Dün gece Yeniköy limanında çok rahat ettik. Hem çapa attık hemde mendirekteki incir ağacına bağlandık. Allah ın hikmeti; kıyıdan yüzlerce metre uzakta mendireğin kayaları arasında incir ağacı var ve biz hem ona bağlandık hem de bir kaç tane incir yedik. Allah dikenden de büyütenden de razı olsun diyeceğim ama buraya kimse incir ağacı dikmiş olamaz. Diken de büyüten de Allah.

Sabah 10 da Yeniköyden demir aldık. Biraz gittik ki salmadan yine ses geldi.

Artık sahillerden iyice uzak gitmeye kararlıyım. 500 mt açıkta dahi dibe oturduğumuz oldu.

Böyle zamanlarda profesyonel bir navigasyon haritasına sahip olmayı arzu ettim.

En kısa zamanda elektronik derinlik ölçme cihazına sahip olmak da iyi olacak sanıyorum.

Allah tan salmamız seyyar. Eşim salmayı çekmeye çalışmaktan bitap düştü. Bazen ikimiz ancak çekebildik. Bazı yerde dalıp duruma aşağıdan müdahale etmeye çalıştım.

Karar verdik bundan sonra adında “KUM” geçen her yerden uzak duracağım. Eğer sahil çok yassı ve denize doğru giriyorsa orada problem vardır, uzak duracağız.

Deniz üzerinde çok sayıda martının kümelendiği bir alan görürseniz orası sığlık olabilir dikkat!

Dönüşte kararlıyım, bu sahilden uzak Bozcaada ya yakın geçeceğim.

Rüzgar karşıdan geldiği için bugün hızımız düşük .

Akşam olmadan Gülpınar limanına vardık. Liman bomboş. Akşama balıkçı tekneleri doldurabilir diye düşünüp onlardan uzak bir kenara bağlandım. Kısa süre sonra birisinin bağırmasını duyup baktım. Liman görevlisi imiş. Pek te nazik olmayan bir tarzda bağlanmanın ücrete tabi olduğunu söyledi. Fiyatı sordum; “ 50 lira alıyoruz” dedi. Bu söyleyiş şeklinden rakamda pazarlık payı olduğunu hissediyorum fakat gıcıklığım da üzerimde...

50 TL verince ne tür hizmetler alabileceğimizi soruyorum. Örneğin su, tuvalet duş vb.

Hiçbir şey yokmuş. 50 TL alıp gidecekmiş. Makbuz verecekmisin filan diye sormuyorum, keçiliğim tuttu... Halatı çözdüm, limanın dış bölümünde eski bir plaj yerine demirledim yine sahile bağlanmayı ihmal etmedim.

Bu arada şu da kafama takıldı; bugün 17 ağustos, henüz balık yasağı kalkmadı. Fakat balıkçı tekneleri gece boyunca limana giriş çıkış yaptılar. Her gelen tekneyi karşılayan kapalı kasa kamyonetlere kasalar yüklendi gitti. Bu nasıl balık yasağı ? Yasak bitiş tarihi 1 eylül değil mi? Acaba yasak olmayan balık avı yöntemleri de mi var?

---------------------------------------------

18 Ağustos 2015

Sabah 8 de Gülpınardan yola çıktık.

Hedefimiz Ayvalık; yani son durak.

“ Kul plân yapar, felek gülermiş” Bizim plân da biraz sonra kesintiye uğradı.

Babakaleyi geçer geçmez elektrik motorumuz arıza sinyali verdi.

Arıza uyarısı enerji zayıflığını söylüyor. Akü zayıflarsa normal olarak bu alarmı verir. Fakat henüz aküleri zayıflatacak bir enerji harcamış değiliz. Aküleri kontrol ettim, sorun yok. Motora giden kablo üzerinde irice bir soket var. Deniz suyu sıçraması nedeniyle soketin içi oksitlenmiş . Sorunun buradan kaynaklanmış olma ihtimali büyük.

Bu arada hanım yanık kokusu aldığını söylüyor.

Meslek hayatım boyunca bu tür kokulardan sonra ciddi elektriksel sorunlar çıktığına şahit olduğum için özenle araştırıyorum. Her kokuyu araştırır ve mutlaka kaynağını tespit etmeye çalışırım. Bu hassasiyetim sayesinde bir kaç kere yangın tehlikesinden kurtulmuşluğumuz vardır.

Bir keresinde evde ortaya çıkan kokunun sebebini bir saat aramış fakat bulamamıştım. Biraz sonra sokaktan eve gelen kablolar tutuşmuş , mahalleye havai fişek gösterisi sunmuştu. Ahşap olan evimizin yanmasını önlemek için direkten gelen ve yanmakta olan kabloları pencereden uzanıp kesmek zorunda kalmıştım.

Teknedeki kokunun kaynağının bu soket olduğunu düşünüyorum çünkü bakalit soketin üzeri ısı nedeniyle çatlamış. Demek ki sıçrayan deniz suyu iki uç arasında iletkenlik yapıp ısınmaya sebep olmuş.

Soketi iptal edip yerine iki adet irice klemens takıp iyice sarıp sarmaladım. Fakat sorun çözülmedi.

Bu arada deniz dalgalı. Bu uğraşmalar sonucu mide bulantısı başlayacak gibi hissettiğim için

benzinli motoru devreye alıp yakın bir limana kadar gitmeye karar verdik. Bu şekilde Sivrice ye vardık.

Motoru satın aldığımız firma ile irtibata geçip servis mühendisi arkadaşlarla görüştüm. Onların beklentisi motoru kargo ile onlara göndermem idi. Bu ise benim için uzunca bir zaman kaybı ve hayâl kırıklığı olacaktı. Benim tahmin ettiğim bir arıza türü olabileceğini düşünerek servis mühendislerine üst kapağı açıp giriş kablolarına bakmak istediğimi söyledim. “Garantisi geçersiz olabilir “falan gibi birkaç cümle sonunda ben kapağı açmaya karar verdim. İhtiyarlığın verdiği tecrübe bu tahminimi doğru çıkarttı.

Deniz suyu kablo giriş yerinden içeri girmiş ve kablonun ucundaki pabuçları yakarak kabloyu kesmiş. Çantada pek çok çeşit malzeme mevcut. Uygun pabuçlar da var.

Durumu fotoğraflayıp servise gönderdim. Doğrusu bu kadar kaliteli ve pahalı bir motorun bu şekilde basit bir yolla su alıp arıza yapması üretici firmadan beklenmiyecek bir durum idi. Hem soket hem de bu kablo girişi ve üst kapak etrafı mutlaka su geçirmez olmalıydı. Dönüşte bu fikrimi Almanyadaki üretici firma ile paylaşırım sanıyorum.

Pabuçları yenileyip, silikon yardımıyla her tarafı su geçirmez hale getirdim ve şükür ki sonuç iyi.

Bir de motor kafasına poşet geçirip sardım ki dalgadan sıçrayan suları engelleyebilelim.

Tamirat için epeyce vakit kaybettiğimiz için akşama doğru ancak Assos'a ( Behramkale'ye) varabildik. Yorgunluk ta çöktüğü için Ayvalık için kendimizi zorlamamaya karar verdik. Hava biraz daha sertleşmeye başladı. Biraz önce bizi geçip Ayvalık a doğru giden yelkenli de Assos'a geri dönünce biz de geceyi burada geçirmeye karar verdik.

Assos limanı çok küçük ve tamamen dolu gibi idi. İçeri girip tekrar dışarı çıktık. Liman içinde yüzen halatlar serbestçe dolanıp pervane için tehlike yaratıyor. Tonoza bağlanmak için yüzen tipte halat tercih edilmesinin sebebini anlayamadım. Batan tipte halatları yakalamak zor geldiği için olsa gerek kalın kalın yüzen tipte kendir halat kullanmışlar. Bizim gibi acemiler için tam bir tuzak...

Bir km kadar uzaktaki sahile yanaşıp demir attık. Sahildeki zeytin ağaçlarına halat bağlamak üzere botu indirdiğim sırada sahilde sirenleri çalan bir jandarma aracı gördük. Biz ne olduğunu anlamaya çalışırken jandarma aracının birilerini kovaladığını farkettik. İnsanlar tepelere doğru tırmanarak kaçışıyorlardı.

Birkaç gündür kendi tatil dünyamızda haberlerden uzak yaşıyorduk. Şimdi gerçek dünyaya döndük ve göçmen kardeşlerimizin ızdırabına şahit olduk.

Tüm gecemiz diken üstünde geçti. Havuzlukta oturup bir yandan eşimle sohbet ederken bir yandan da sahilde gezinen çok sayıda ışıltıyı takip ediyoruz. Sanıyorum bu zayıf ışıklar cep telefonları olmalı.

Tedirginlikten dolayı sahile çıkıp halat bağlayamadık. Sahilde çok sayıda insan var. Gece bir kaç minibüs geldi ve gitti. Sanki malzeme indirip sonra da hızlı şekilde uzaklaştılar. Birileri sabaha kadar önümüzdeki sahilde sağdan sola, soldan sağa gezinip durdu. Gece boyunca bir tarafta Assos tan gece hayatının renkli ışıkları ve yüksek volümlü müzik sesleri gelirken, diğer tarafta önümüzdeki sahilde zeytin ağaçlarının altında insanlar yaşam savaşı veriyor.

“Zulüm” kelimesinin anlamı aklımıza geliyor ve bu zulme sebep olanlara lanetler yağdırıyoruz.

Sabaha kadar sahildeki hareketlilik devam etti. Biz de uyku ile uyanıklık arasında sabahı ettik.